Flash

6/recent/ticker-posts

Barış ve Kardeşlik: Aynı Geleceği Paylaşabilme İradesi

Barış ve Kardeşlik: Aynı Geleceği Paylaşabilme İradesi


Barış, çoğu zaman yalnızca savaşların sona ermesiyle anılır. Oysa barış, bundan çok daha fazlasıdır. Barış; korkunun yerini güvene, öfkenin yerini sağduyuya, ayrışmanın yerini birlikte yaşama iradesine bırakmasıdır. Kardeşlik ise bu iradenin toplumsal hayattaki en güçlü karşılığıdır. Aynı şehirde, aynı ülkede, aynı gökyüzünün altında yaşayan insanların birbirine yabancılaşmaması hâlidir.

Bugün dünyada yaşanan krizlere, çatışmalara ve toplumsal gerilimlere baktığımızda, sorunun yalnızca ekonomik ya da siyasi olmadığını açıkça görüyoruz. Asıl sorun, insanların birbirini dinlemekten vazgeçmiş olmasıdır. Herkes konuşuyor ama kimse duymuyor. Herkes haklı olmak istiyor ama kimse adil olmayı öncelemiyor. İşte tam da bu noktada barış, yüksek sesle değil, derin bir vicdanla savunulması gereken bir değere dönüşüyor.

Toplumlar farklılıklarıyla vardır. İnançlarımız, etnik kökenlerimiz, yaşam tarzlarımız ve düşüncelerimiz farklı olabilir. Bu farklılıklar bir tehdit değil, doğru yönetildiğinde büyük bir zenginliktir. Kardeşlik, herkesin aynı düşünmesi değil; farklı düşüncelere rağmen birbirine saygı gösterebilmesidir. Aynı safta durmak değil, aynı geleceği paylaşmaya razı olmaktır.

Ne yazık ki günümüzde kullanılan sert dil, ötekileştirici söylemler ve kutuplaştırıcı yaklaşımlar kardeşlik duygusunu zedeliyor. İnsanlar, birbirini anlamaya çalışmak yerine etiketlemeyi tercih ediyor. Oysa etiketler insanları tanımlamaz, sadece uzaklaştırır. Kardeşlik, bir başkasını kimliğinden önce insan olarak görebilmeyi gerektirir. Barış da tam olarak burada başlar.

Barış cesaret ister. Yanlışta ısrar etmemek, hatayı kabul edebilmek, empati kurabilmek ciddi bir olgunluk gerektirir. Kardeşlik ise sorumluluk bilinciyle mümkündür. Sadece kendi hakkını değil, başkasının hakkını da savunabilmek; sadece kendi acını değil, başkasının yarasını da hissedebilmektir. Gerçek birliktelik, zor zamanlarda kendini belli eder.

Bugün çocuklarımıza nasıl bir toplum bırakacağımız sorusu hepimizin önünde duruyor. Onlara öfkeyi, nefreti ve ayrımcılığı mı öğreteceğiz; yoksa merhameti, adaleti ve birlikte yaşama kültürünü mü? Barış, yalnızca bugünü değil, yarını da ilgilendirir. Kardeşlik duygusu güçlü olmayan toplumlarda huzur geçicidir, adalet kırılgandır.

Unutmamak gerekir ki barış yukarıdan dayatılan bir kavram değildir. Yasalarla korunur ama vicdanla yaşar. Asıl barış, sokakta, mahallede, iş yerinde, aile içinde kurulur. İnsanların birbirine selam verdiği, derdini dinlediği, farklılığına rağmen yan yana durabildiği yerde barış kök salar.

Barış bir temenni değil, bir zorunluluktur. Kardeşlik ise romantik bir söylem değil, birlikte yaşamanın en temel şartıdır. Aynı toprağı paylaşıyorsak, aynı kaderi de paylaşıyoruz demektir. Bu kaderi ya çatışmayla ağırlaştıracağız ya da barış ve kardeşlik ruhuyla güçlendireceğiz.

Belki her şeyi bir anda değiştiremeyiz. Ancak kullandığımız dili yumuşatarak, önyargılarımızı sorgulayarak ve insan kalabilme ısrarını sürdürerek başlayabiliriz. Çünkü gerçek barış, önce insanın içinde başlar; oradan topluma, oradan da geleceğe yayılır.

Nevzat AKSOY

 

Yorum Gönder

0 Yorumlar